Üzgünüz.
Bu video sadece Türkiye'den izlenebilir.
Sorry, this video is not available from outside of Turkey
Orijinal Adı: Thirst
Yönetmen: Alan Snitow, Deborah Kaufman
Çeviren: Sema Okurer
Yıl: 2004
Süre: 62 dk
Dil: İngilizce, Türkçe altyazı
www.snitow-kaufman.org
Bu film SYFF 2008 seçkisindendir

Su tüm insanların ortak paylaşımına açık bir insan hakkı mıdır? Yoksa alınan, satılan ve küresel pazarda ticareti yapılan bir mal mıdır? "Susuzluk", bu temel sorulara cevap arayan Bolivya, Hindistan ve ABD’den toplumların hikayesini sunuyor. Dünyada bir milyardan fazla insanın içilebilir suya erişimi yok. Her yıl milyonlarca çocuk sudan kaynaklanan hastalıklardan yaşamını yitiriyor ve bu sayı her geçen yıl artıyor. “Susuzluk” 2003 yılında Japonya’da Kyoto’da gerçekleşen Üçüncü Dünya Su Forum’unda bu gerçeklerin dile getirilmesiyle başlıyor. Siyasetçiler, uluslararası bankacılar, üst düzey şirket yöneticileri biraraya gelerek dünya içilebilir su kaynaklarını kimin kontrol edeceğine karar veriyorlar. Onların büyük barajlar ve özelleştirilmiş, kurumsallaşmış su sistemleri önerilerine karşılık uzmanlar ve aktivistler ise suyun bir insan hakkı olduğunu, açık pazarda ticareti yapılacak bir meta olmadığını savunuyorlar. 

Yorumlar

Yorum Yaz
  • Rajasthan'ın çöl doğasına bakmaksızın verdiği su mücadelesi çok ilham verici!

  • demo

    Pınar Öncel

    Şikayet Et!

    Bu seneki Sürdürülebilir Yaşam Film Festivalinde yer alan Esas/Elemental filminde aynı kişinin Ganj nehrinin temizlenmesi için gösterdiği çaba konu ediliyor!

  • demo

    Akgün İlhan

    Şikayet Et!

    Susuzluk filmi yüzyılın başlarında cereyan eden en önemli su hakkı mücadelelerini ele alıyor. Dünyanın üç kıtasına yolculuk ederek suyunu, toprağını ve onurunu korumak için sokaklara çıkan, hayatını riske atan, dişe diş mücadele veren insanların öykülerini anlatıyor. O günlerden bu yana, son on yılda dünyanın dört bir yanından yüzlerce su hakkı mücadelesi daha ortaya çıktı. Belirli miktarda ve kalitede suyun bir hak olduğunu, alınıp satılamayacağını, şirketlerin ve devletin elinde bir ekonomik metaya çevrilemeyeceğini söyleyen su hakkı savunucuları bir araya geliyor ve haykırıyor: Su adaleti olmadan demokrasi de olmaz.